Haset, Kin ve Nefrete Karşı Okunacak Dualar


59
574 Paylaşım, 59 points

Haset, kin ve nefret insanların yaşayabilecekleri en kötü duygulardır. Bu tür duygular hem yaşayanı hem de hissettiği kişileri zorlar ve sakıncalı durumlara neden olabilir. Müslüman olan kişiler, oldukça rahatsızlık verici bu tür duygulara karşı bazı dualar okuyabilir. Bu yazımızda Haset, Kin ve Nefrete Karşı Okunacak Dualar hakkında bilgi vereceğiz.

Haset, kin ve nefret gibi duygular İslam dinine göre en yanlış duygular arasındadır. Bu tür duygulara sahip olan kişiler kıskançlık yaşamakla kalmaz, başkalarına ait olan her türlü güzelliği içine de sindiremez ve içi içini yemeye başlar. Hasedin olduğu yerde iki yüzlülük, bencillik ve rekabet gibi duygular da mutlaka bulunacaktır.



HASET, KİN VE NEFRETİN İSLAM DİNİNE YERİ NEDİR?

Haset, kin ve nefret gibi kötü duygular, İslam dini için oldukça yanlış ve sakıncalı duygulardır. Müslümanların kalbinde güzellik, iyi niyet olması gerekir. Haset ve kin gibi duygular insanlara çok fazla zarar verir. Öylesine zararlı davranışlardır ki kişilerin hastalanmasına bile neden olabilirler. Haset, kin ve nefret gibi duygular insanların gözlerini kör eder, kalplerini karartır. Bu nedenle İslam dininde bu duygulara asla yer verilmemekte ve Müslümanların bu duygulardan uzak durması tavsiye edilmektedir.

HASET, KİN VE NEFRETE KARŞI OKUNACAK DUALAR NELERDİR?

Haset, kin ve nefrete karşı Müslümanlar bazı duaları okuyabilir. Okunan bu dualar sayesinde hasetçilerin, ki ve nefret duygusu yaşayanların vereceği zararlardan kurtulmak mümkündür. Haset, Kin ve Nefrete Karşı Okunacak Dualar şu şekilde sıralanabilir;

HASET, KİN VE NEFRETE KARŞI SURE – İ HAŞR SURESİ

Haset, kin ve nefrete karşı suresi şu şekildedir;

  1. Sebbeha lillâhi mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ard(ardı), ve huvel azîzul hakîm(hakîmu).
  2. Huvellezî ahracellezîne keferû min ehlil kitâbi min diyârihim li evvelil haşri, mâ zanentum en yahrucû ve zannû ennehum mâniatuhum husûnuhum minallâhi fe etâhumullâhu min haysu lem yahtesibû ve kazefe fî kulûbihimur ru’be yuhribûne buyûtehum bi eydîhim ve eydîl mu’minîne fa’tebirû yâ ulîl ebsâr(ebsâri).
  3. Ve lev lâ en keteballâhu aleyhimul celâe le azzebehum fîd dunyâ, ve lehum fîl âhırati azâbun nâr(nâri).
  4. Zâlike bi ennehum şâkkûllâhe ve resûlehu, ve men yuşâkkıllâhe fe innallâhe şedîdul ikâb(ikâbi).
  5. Mâ kata’tum min lînetin ev teraktumûhâ kâimeten alâ usûlihâ fe bi iznillâhi ve li yuhziyel fâsikîn(fâsikîne).
  6. Ve mâ efâallâhu alâ resûlihî minhum fe mâ evceftum aleyhi min haylin ve lâ rikâbin ve lâkinnallâhe yusallitu rusulehu alâ men yeşâu, vallâhu alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).
  7. Mâ efâallâhu alâ resûlihî min ehlil kurâ fe lillâhi ve lir resûli ve li zîl kurbâ vel yetâmâ vel mesâkîni vebnis sebîli key lâ yekûne dûleten beynel agniyâi minkum, ve mâ âtâkumur resûlu fe huzûhu ve mâ nehâkum anhu fentehû, vettekûllâh(vettekûllâhe), innallâhe şedîdul ikâb(ikâbi).
  8. Lil fukarâil muhâcirînellezîne uhricû min diyârihim ve emvâlihim yebtegûne fadlen minallâhi ve rıdvânen ve yansurûnallâhe ve resûlehu, ulâike humus sâdikûn(sâdikûne).
  9. Vellezîne tebevveud dâre vel îmâne min kablihim yuhıbbûne men hâcera ileyhim ve lâ yecidûne fî sudûrihim hâceten mimmâ ûtû ve yu’sirûne alâ enfusihim ve lev kâne bihim hasâsatun, ve men yûka şuhha nefsihî fe ulâike humul muflihûn(muflihûne).
  10. Vellezîne câû min ba’dihim yekûlûne rabbenâgfir lenâ ve li ihvâninâllezîne sebekûnâ bil îmâni ve lâ tec’al fî kulûbinâ gıllen lillezîne âmenû rabbenâ inneke raûfun rahîm(rahîmun).
  11. E lem tera ilâllezîne nâfekû yekûlûne li ihvânihimullezîne keferû min ehlil kitâbi le in uhrictum le nahrucenne meakum ve lâ nutîu fî kum ehaden ebeden ve in kûtiltum le nensurannekum, vallâhu yeşhedu innehum le kâzibûn(kâzibûne).
  12. Le in uhricû lâ yahrucûne meahum ve le in kûtılû lâ yansurûnehum ve le in nasarûhum le yuvellunnel edbâr(edbâre), summe lâ yunsarûn(yunsarûne).
  13. Le entum eşeddu rahbeten fî sudûrihim minallâhi, zâlike bi ennehum kavmun lâ yefkahûn(yefkahûne).
  14. Lâ yukâtilûnekum cemîan illâ fî kuran muhassanetin ev min verâi cudur(cudurin), be’suhum beynehum şedîd(şedîdun), tahsebuhum cemîan ve kulûbuhum şettâ, zâlike bi ennehum kavmun lâ ya’kılûn(ya’kılûne).
  15. Ke meselillezîne min kablihim karîben zâkû vebâle emrihim ve lehum azâbun elîm(elîmun).
  16. Ke meseliş şeytâni iz kâle lil insânikfur, fe lemmâ kefera kâle innî berîun minke innî ehâfullâhe rabbel âlemîn(âlemîne).
  17. Fe kâne âkıbetehumâ ennehumâ fîn nâri hâlideyni fîhâ, ve zâlike cezâuz zâlimîn(zâlimîne).
  18. Yâ eyyuhâllezîne âmenûttekullâhe veltenzur nefsun mâ kaddemet li gadin, vettekûllahe, innallâhe habîrun bi mâ ta’melûn(ta’melûne).
  19. Ve lâ tekûnû kellezîne nesûllâhe fe ensâhum enfusehum, ulâike humul fâsikûn(fâsikûne).
  20. Lâ yestevî ashâbun nâri ve ashâbul cenneti, ashâbul cenneti humul fâizûn(fâizûne).
  21. Lev enzelnâ hâzâl kur’âne alâ cebelin le raeytehu hâşian mutesaddian min haşyetillâh(haşyetillâhi), ve tilkel emsâlu nadribuhâ lin nâsi leallehum yetefekkerûn(yetefekkerûne).
  22. Huvallâhullezî lâ ilâhe illâ huve, âlimul gaybi veş şehâdeti, huver rahmânur rahîm(rahîmu).
  23. Huvallâhullezî lâ ilâhe illâ huve, el melikul kuddûsus selâmul mu’minul muheyminul azîzul cebbârul mutekebbir(mutekebbiru), subhânallâhi ammâ yuşrikûn(yuşrikûne).
  24. Huvallâhul hâlikul bâriul musavviru lehul esmâul husnâ, yusebbihu lehu mâ fîs semâvâti vel ard(ardı) ve huvel azîzul hakîm(hakîmu).

Haset, kin ve nefrete karşı okunacak Sure – i Haşr duasının Türkçe anlamı şu şekildedir;

Bismillâhirrahmânirrahîm.

  1. Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah’ı tespih etmektedir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
  2. O, kitap ehlinden inkâr edenleri ilk toplu sürgünde yurtlarından çıkarandır. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin, kendilerini Allah’tan koruyacağını sanmışlardı. Ama Allah’ın emri onlara ummadıkları yerden geldi. O, yüreklerine korku düşürdü. Öyle ki, evlerini hem kendi elleriyle, hem de mü’minlerin elleriyle yıkıyorlardı. Ey basiret sahipleri, ibret alın.[1]
  3. Eğer Allah, onlar hakkında sürülmeye hükmetmemiş olsaydı, muhakkak kendilerine dünyada azap edecekti. Ahirette ise, onlar için cehennem azabı vardır.
  4. Bu, onların Allah’a ve Resûlüne karşı gelmeleri sebebiyledir. Kim Allah’a karşı gelirse bilsin ki, Allah’ın azabı şiddetlidir.
  5. (Savaş gereği,) hurma ağaçlarından her neyi kestiniz, yahut (kesmeyip) kökleri üzerinde dikili bıraktınızsa hep Allah’ın izniyledir. Bu da fasıkları rezil etmesi içindir.[2]
  6. Onların mallarından Allah’ın, savaşılmaksızın peygamberine kazandırdığı mallar için siz, at ya da deve koşturmuş değilsiniz. Fakat Allah, peygamberlerini, dilediği kimselerin üzerine salıp onlara üstün kılar. Allah’ın her şeye hakkıyla gücü yeter.[3]
  7. Allah’ın, (fethedilen) memleketlerin ahalisinden savaşılmaksızın peygamberine kazandırdığı mallar; Allah’a, peygambere, onun yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara aittir. O mallar, içinizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir servet (ve güç) hâline gelmesin diye (Allah böyle hükmetmiştir). Peygamber size ne verdiyse onu alın, neyi de size yasak ettiyse ondan vazgeçin. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz, Allah’ın azabı çetindir.
  8. Bu mallar özellikle, Allah’tan bir lütuf ve hoşnudluk ararken ve Allah’ın dinine ve peygamberine yardım ederken yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılan fakir muhacirlerindir. İşte onlar doğru kimselerin ta kendileridir.
  9. Onlardan (muhacirlerden) önce o yurda (Medine’ye) yerleşmiş ve imanı da gönüllerine yerleştirmiş olanlar, hicret edenleri severler. Onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık duymazlar. Kendileri son derece ihtiyaç içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden, hırsından korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
  10. Onlardan sonra gelenler ise şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla. Kalplerimizde, iman edenlere karşı hiçbir kin tutturma! Ey Rabbimiz! Şüphesiz sen çok esirgeyicisin, çok merhametlisin.”[4]
  11. Kitap ehlinden o inkâr eden kardeşlerine, “Yemin ederiz ki, siz (Medine’den) çıkarılırsanız, muhakkak biz de sizinle beraber çıkarız. Sizin hakkınızda asla kimseye boyun eğmeyiz. Eğer size karşı savaşılırsa, size mutlaka yardım ederiz” diyerek münafıklık yapanlara bakmaz mısın? Hâlbuki Allah onların kesinlikle yalancı olduklarına şahitlik eder.
  12. Andolsun, eğer (kardeşleri Medine’den) çıkarılırsa, onlarla beraber çıkmazlar. Kendilerine karşı savaşılırsa, onlara yardım etmezler. Yardım edecek olsalar bile andolsun mutlaka arkalarını dönüp kaçarlar, sonra kendilerine de yardım edilmez.
  13. Onların kalplerinde size karşı duydukları korku, Allah’a karşı duydukları korkudan daha baskındır. Bu, onların anlamaz bir toplum olmaları sebebiyledir.
  14. Onlar müstahkem kaleler içinde veya duvarlar arkasında olmadan sizinle toplu hâlde savaşmazlar. Kendi aralarındaki çekişmeleri şiddetlidir. Sen onları toplu sanırsın. Hâlbuki kalpleri darmadağınıktır. Bu, onların akılları ermez bir topluluk olmalarındandır.
  15. Onların durumu, kendilerinden az öncekilerin (Mekkeli müşriklerin) durumu gibidir. Onlar (Bedir’de) yaptıklarının cezasını tatmışlardır. Onlara (Ahirette de) elem dolu bir azap vardır.
  16. Münafıkların durumu ise tıpkı şeytanın durumu gibidir. Çünkü şeytan insana, “İnkâr et” der; insan inkâr edince de, “Şüphesiz ben senden uzağım. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım” der.
  17. Nihayet ikisinin de (azdıranın da azanın da) akıbeti, ebediyen ateşte kalmaları olmuştur. İşte zalimlerin cezası budur.
  18. Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve herkes, yarın için önceden ne göndermiş olduğuna baksın. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
  19. Allah’ı unutan ve bu yüzden Allah’ın da kendilerine kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. İşte onlar fasık kimselerin ta kendileridir.
  20. Cehennemliklerle cennetlikler bir olmaz. Cennetlikler kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
  21. Eğer biz, bu Kur’an’ı bir dağa indirseydik, elbette sen onu Allah korkusundan başını eğerek parça parça olmuş görürdün. İşte misaller! Biz onları insanlara düşünsünler diye veriyoruz.
  22. O, kendisinden başka hiçbir ilâh olmayan Allah’tır. Gaybı[5] da, görünen âlemi de bilendir. O, Rahmân’dır, Rahîm’dir.[6]
  23. O, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah’tır. O, mülkün gerçek sahibi, kutsal (her türlü eksiklikten uzak), barış ve esenliğin kaynağı, güvenlik veren, gözetip koruyan, mutlak güç sahibi, düzeltip ıslah eden ve dilediğini yaptıran ve büyüklükte eşsiz olan Allah’tır. Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır.
  24. O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah’tır. Güzel isimler O’nundur. Göklerdeki ve yerdeki her şey O’nu tesbih eder. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

HASET, KİN VE NEFRETE KARŞI İHLAS SURESİ

Haset, kin ve nefrete karşı İhlas suresi şu şekildedir; (her gün 3 defa okunmalı)

Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm.

  • Gul huvallâhu ehad.
  • Allâhu’s-samed.
  • Lem yelid ve lem yûled.
  • Ve lem yekun lehû kufuven ahad.

Haset, kin ve nefrete karşı İhlas suresinin Türkçe anlamı şu şekildedir;

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.

  • De ki: O Allah birdir.
  • Allah samed (her şey O’na muhtaç, O kimseye muhtaç değil)’dir.
  • O doğurmamıştır ve doğurulmamıştır.
  • Ve hiçbir şey O’nun dengi değildir.

HASET, KİN VE NEFRETE KARŞI FELAK SURESİ

Haset, kin ve nefrete karşı Felak suresi şu şekildedir, (her gün 5 defa okunmalı)

Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm.

  • Gul e’ûzu bi-Rabbi’l-felak.
  • Min şerri mâ halak.
  • Ve min şerri ğâsikın izâ vekab.
  • Ve min şerri’n-neffâsâti fi’l-ukad.
  • Ve min şerri hâsidin izâ hased.

Haset, kin ve nefrete karlı Felak suresinin Türkçe okunuşu şu şekildedir,

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.

  • De ki: ben, karanlığı yarıp sabahı ortaya çıkaran Rabbe sığınırım,
  • Yarattığı şeylerin şerrinden,
  • Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden,
  • Düğümlere üfleyenlerin şerrinden,
  • Ve hased ettiği zaman hasedçinin şerrinden. (Allah’a sığınırım).

HASET, KİN VE NEFRETE KARŞI NAS SURESİ

Haset, kin ve nefrete karşı Nas suresi şu şekildedir; (her gün 6 defa okunmalı)

Bismillahirrahmânirrahîm.

  • Kul e’ûzü birabbinnâs
  • Melikinnâs
  • İlâhinnâs
  • Min şerrilvesvâsilhannâs
  • Ellezî yüvesvisü fî sudûrinnâsi
  • Minelcinneti vennâs

Haset, kin ve nefrete karşı Nas suresinin Türkçe okunuşu şu şekildedir;

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın ismiyle.

  • De ki: Sığınırım ben insanların Rabbine,
  • İnsanların hükümdârına,
  • İnsanların ilâhına,
  • O sinsi vesvesecinin şerrinden.
  • O ki, insanların göğüslerine vesveseler fısıldar.
  • Gerek cinlerden, gerek insanlardan.

Beğendiniz mi? Arkadaşlarınla Paylaş!

59
574 Paylaşım, 59 points

Konuya Tepkiniz Nedir?

Şaşkın Şaşkın
84
Şaşkın
Başarısız Başarısız
48
Başarısız
Komik Komik
36
Komik
Helal Olsun! Helal Olsun!
84
Helal Olsun!
lol lol
120
lol
Aşk Aşk
108
Aşk
Aman Tanrım! Aman Tanrım!
84
Aman Tanrım!
Kazandım! Kazandım!
48
Kazandım!
Pinar

0 Yorum yapıldı

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir